26 Nisan 2012 Perşembe | By: Squaw

Gözlerini Kapat ve İçinden 5'e Kadar Say,Olmadı Asansörle İnerken Nefesini Tutup Bir Dilek Tut! ~ My Girl ~


Soundtrack kralı olan bir drama My Girl, üstelik çoğu rakibini bu yönüyle geride bırakabilecek kalitede ve kapasitede. Çeşitliliği yanında müziğin içeriği de yabana atılmayacak cinsten. Ne çok fazla drama izledim ne de çok fazla drama OST bilgim var, genelde Anime OST'leriyle haşır neşir olan bir takipçiydim ama son günlerde seri gittiğim dramalar konusunda da yer edinen bir şeyler olmaya başladı. Bunlardan biri ''My Girl'' isimli dramaydı, lakin bu tek beğendiğim OST değil ama kabul etmem gerektiğine inandığım bir durum söz konusu şu an. İki elin on parmağını geçmeyen bir geçmişe sahip olduğumu düşündüğümde pek de alternatifim yok diye düşünüyorum ama yine de güzel bir ziyafet sunan dramalardan My Girl. Konusundan da bahsedesim var ama benim takdir ettiğim yönü ilk olarak OST kısmı oluyor.


Bazısı bildiğimiz melodilerden oluşsa da orjinal olanlarının hakkını yemek istemem. Özellikle de konunun ve yaşanılanların atmosferine uyan girişleri olan melodilerin güzelliğini yabana atamam hiç. Her şeyiyle dört dörtlük gözüyle bakmadım diziye ama söz konusu OST'sa eğer işte orda durmam gerektiğine inandıklarımdan biri. Dizi ise ayrı bir keyifti,izlerken bu kadar çok eğlendiğim başka bir drama (sanki çok izledim de :P) hatırlamıyorum. Joo Yoo Rin karakterinde olan dişileri sevmişimdir her zaman; kendiyle barışık, hakkını yedirmeyen ve istediğini koparan. Gong Chan ise aslında beni tedirgin eden bir erkek tipi ama ona yakışan o soğukluğu sayesinde kendine bağlayıveriyor. Özellikle de o ses tonuyla karşıma dikildiği an her şeyin bir karara bağlandığı dakikaydı. Kendisinden gelen her tepkiye karşı ortaya döktüğü o ton izleyenini alabildiğince ona doğru sürüklüyordu.Konusunu bile görmezden getirebilecek bir ton o, onun yanında izleyicisini kendiyle barıştırabilecek bir ses.


Mesleği rehberlik olan Yoo Rin'in küçük yaramaz bir kız çocuğu gibi yaptıkları, onun karşısında bu yaramazlıklara karşı fazla direnemeyen buz dağı Gong Chan'ın varlığı; işte bu dizide verilen en güzel iki unsur, onlara eşlik eden harika melodiler yanında uluslararası bir tenisçi olan Kim Seo Hyun ile ünlü bir playboy olan Gong Chan'ın sevimli mi sevimli kuzeni Seo Jung Woo. Birbirinden hoş, birbirinden çekici ve birbirinden daha çok etkileyici ezgileri olan tınılar. Ünlü bir işletmeci ailenin varisi olan Gong Chan'ın gittiği bir iş serüveninde Yoo Rin'in karşısına çıkmasıyla başlayan bir eğlence My Girl. Üçkağıtçı olan Yoo Rin'in, babasının borcu nedeniyle mafyadan kaçtığı bir anda Gong Chan'ın kucağına düştüğü bir geçmişle başlayan yolculukları var bizi bekleyen. Ardından da buz dağından beklenen tepkilerin geldiği olaylar zinciri. Önce Çin'den gelen iş adamlarına bulunamayan bir çevirmenin yerine geçmesiyle Yoo Rin hayatının şansını yakalamış olur. Çince'si sayesinde bu işi kapar ama ondan önce Gong Chan'ın başına olmadık sorunlar açar, peki ya sonrası? Sonrası daha beterdir aslında, ne siz sorun ne de ben söyleyeyim. :D


Gong Chan'ın ölüm döşeğinde olan büyükbabasının en son dileği yıllar önce reddettiği kızının çocuğunu bulmaktır. Son bir kez onu görüp, ondan af dilemek en büyük arzusudur. Uzun zamandır arasa da Gong Chan bunu hala başaramamıştır, bu noktada aklında Yoo Rin gelir, nasılsa büyükbaba ölecektir, bunun kolay olacağını düşünen Gong Chan hiç çekinmeden Yoo Rin'e iş teklifinde bulunur. Yoo Rin torun rolü oynayacak, Gong Chan mafyaya olan borçlarını kapatacak ve üstüne maaş da verecektir. Elbette bu Yoo Rin için kaçırılmayacak bir fırsattır.


My Girl başlarda da değindiğim gibi sahip olduğu müzikleriyle diğer dramalar arasında açık ara önde olan bir isim. Bugüne kadar izlemiş olduğum dramalar arasında en iyilerden biri.Dizi izlenmemiş olsa bile çoğu melodisi bir kez dinlendikten sonra kulaklarda yer edinebilecek kalitede. Bazıları (Mario'nun çalışması olan ''Never Say Goodbye'' ile Leon'un müziği olan ''Shape of my Heart''ın bu şarkısındaki giriş melodisinden esinlenilen müzik gibi) aşina olduğumuz tınılara sahip ama direk alınıp da konulan melodiler değil hiçbiri. Aksine üzerinde yeniden çalışılmaya gidilmiş ve ortaya oldukça kaliteli bir iş konmuş. Kalitesi sadece bununla değil aslında, hangi sahneye hangi ismin yerleştirileceği çok güzel düşünülmüş. Bunu yaparken çok titiz çalışıldığı da gün gibi ortada.


Dramaların en sevdiğim özelliği içinde sahip olduğu yalın anlatımı,bunun yanında verilen ayrıntılar. ''Ayrıntı'' diyorum, hatta altını çizerek söylemek istediğim bir kelime bu. O ayrıntılar verildiği anda öylesine, gelip geçici şeyler gibi gözükür başlarda. Siz sadece o ana ait bir geçiş sanarsınız,bu dramalar konusunda sahip olacağınız en büyük yanılgı olacaktır. ''Ayrıntı'' dediğim kelimenin içinde yer alan o sözleri, davranışları, mimikleri beyninize kazıyın derim. Kazıyın çünkü ilerleyen bölümlerde mutlaka karşınıza çıkacak bir andır o. Ya asansörde aşağıya inene kadar nefesinizi bırakmayarak tutulan bir dilek olup çıkar karşınıza ya da 5'e kadar sayıp karşınıza çıkacaktır: Sonrasında da sizin o ilk gördüğünüz kişinin seveceğiniz oluşunda gelip sizi buluverecektir. Ardından da My Girl'le bütünleşen tüm tınılar gibi, sizi en güzel yerinizden vuruverir. Sonra bir bakmışsınız ki sözlerini anlamadığınız halde o melodiyi mırıldanmaya başlamışsınız. Hatta o sahneyi ya da repliği düşünürken yüzünüze o güzel tebessümünüzü yerleştirmişsiniz. Drama dünyası işte böyle bir şey; basit işleniş, basit konular, basit anlatım ama hepsini silip yok edebilecek güce sahip olan bu ayrıntıya yerleştirilmiş olan güzelliklerin varlığı. Güzelliklerinse çok abartılmayacağı, abartılmadığı gibi kendine hapsettirecek sihirde oluşuyla birlikte düşündüğüm her şeyin beni dramalar karşısında savunmasız bırakışı var bir de, My Girl de bu isimlerden biriydi işte.
 

My Girl eğlencenin dibine vuran biri isim, gülmeye sizi odaklatmayan ama olmadık anlarda sizi kahkalara boğdurabilen bir seyirlik. Sahnelerin hepsinde eğlence vermeyen ama stresi de sizden uzak tutan bir isim.  Oyunculukların konuşturulduğu, her rolün üstesinden gelinen mimiklerle süslenmiş roller bütünü. Hepsine ek olarak da romantizmin eksik edilmediği, bunların yanında güzel repliklerin ve eğlenceli göndermelerin iliştirildiği isimlerden biri. My Girl izleyip de kim ''Leon,X Files ve James Bond'' göndermesini unutabilir ki?! Özellikle de Leon göndermesi; bu dizinin arkasında yer alanların Leon sever olduğunu rahatlıkla dile getirebilirim. En çok güldüğüm sahnelerden biriydi hatta, öte yandan 'horoz' sahnesini unutmak istemem hiç. Tam da Yoo Rin'den beklenen bir atakla diziyi eğlence kategorisine taşıyan anlardan biriydi. Asıl amacım unutulmaz müziklerine değinmekti, bu dramayı izlerken hiç pişmanlık hissi yaşamadım, doğru zamanda izlemiştim çünkü. Doğru zaman diyorum ya, ''My Girl'' öncesi ''1 Litre of Tears'' izlemiştim ve bu dramayı izleyenlerin ruh halimi rahatlıkla anlayacağını düşünüyorum. Bu nedenle My Girl benim için ilaç gibi gelen bir dramaydı, 'ilaç gibi' diye söylenişim bu nedenleydi aslında. Ama beni asıl pişman etmeyişime inandıranı Sun Reun Bun Jjeum - Kyo'suydu. Bu şarkı beynime kazıdıklarımdan, her duyduğumda gözlerimi kapatıp da içimden 5'e kadar sayasım geliyor ya da her evden çıkışımda asansöre adımımı attığım anda nefesimi tutarak aşağıya inene kadar dileğimi tutasım.

2 yorum:

büşranur ocak dedi ki...

Ben de çok seviyorum bu dramayı müzikleri mp3ümün demirbaşlarındandır...^_^

Squaw dedi ki...

My Girl sever birini görmek gibisi yok. *-* Müzikleri efsane, diziyi kaç zaman önce bitirsek de aklımızdan çıkmayacak türde. :)

Yorum Gönder